Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

GAZVESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GAZVESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2024 Pazar

HUNEYN, HAVAZİN, GAZVESİ

HUNEYN, HAVAZİN, GAZVESİ
Mekke’nin fethinden sonra Rasûl-i Ekrem’i meşgul eden kabile topluluklarından biri de Hevâzinliler’di. Birçok kola ayrılan Hevâzin, Mekke ile Necid arasında ve güneyde Yemen’e kadar uzanan bölgelerde yaşıyordu. Kabilenin önemli bir kolunu oluşturan Sakîfliler Tâif’te bulunuyordu. Hevâzin kabile topluluklarıyla Kureyş arasında ticarî münasebetlerin de tesiriyle Câhiliye döneminden beri süregelen düşmanlık, Kureyş kabilesinden olan Rasûlullah’a ve onun getirdiği İslâmiyet’e de yönelmişti. Kabilenin bazı kolları Hudeybiye Antlaşması’nın yol emniyetiyle ilgili hükümlerini ihlâl ettiklerinden Hz. Peygamber onlar üzerine bazı küçük seriyyeler göndermişti. Ancak kin ve düşmanlıkları artarak devam ettiği için Hevâzinliler, Mekke fethi sırasında Resûlullah’ın Kureyş’ten sonra en önemli hedeflerinden biri haline gelmişti. Mekke’de bulunduğu sırada Rasûl-i Ekrem, ele geçirilen bir casustan Hevâzinliler’in müslümanlara karşı savaşa girişmek üzere büyük bir hazırlık yaptıklarını öğrendi. Diğer taraftan Sakîfliler de, Tâif yolu üzerindeki Uzzâ putunun yıktırılması üzerine kendi putları Lât’ın da tahrip edileceğinden korkup Evtâs’ta toplanan Hevâzinliler’e katıldılar. Hevâzin ordusunun kumandanlığını otuz yaşlarındaki Mâlik b. Avf en-Nasrî yapıyordu. Mâlik b. Avf tecrübeli kişilerin muhalefetine rağmen askerlerini savaş meydanında tutabilmek için kadın, çocuk, mal ve hayvanların da cepheye getirilmesini emretmişti. Böylece müslümanlara karşı topyekün bir savaş durumu ortaya çıkmıştı.
İstihbarat için gönderdiği Abdullah b. Ebû Hadred el-Eslemî’nin, Hevâzin ve Sakîf kabilelerinin Evtas vadisinde toplandıkları haberini doğrulaması üzerine Hz. Peygamber, savaş hazırlıklarına başladı. Ardından Mekkeli müslümanlardan yeni katılan 2.000 kişi ile birlikte asker sayısı 12.000’e ulaşan ordusuyla Mekke’nin fethinden onyedi gün sonra 6 Şevval 8 (27 Ocak 630) tarihinde yola çıktı. İslâm ordusunda Ümmü Umâre, Ümmü’l-Hâris ve Ümmü Süleym gibi sahabî hanımlar da bulunuyordu.
11 Şevval 8 (1 Şubat 630) Perşembe günü Evtâs’a yönelen İslâm ordusu geceleyin Huneyn’e ulaştı ve burada şafak sökünceye kadar bekledi. Fecir vakti Süleymoğullarından 100 süvarinin oluşturduğu Hâlid b. Velîd kumandasındaki öncü birliğin arkasından harekete geçti. Huneyn vadisine müslümanlardan önce gelip vadinin en dar ve kumlu yerine pusu pusu kuran Hevâzinliler’in öncü birliğini oka tutmasıyla savaş fiilen başladı. Havanın henüz karanlık olması yüzünden pusudaki düşmanların yerini tesbit etmek çok zordu. Bunun yanı sıra ürken at ve develerin meydana getirdiği karışıklık ve panik havası öncü birliğin dağılmasına, merkezdeki birliklerin de düzensiz bir şekilde geri çekilmesine sebep oldu. Öyle ki, Hz. Peygamber’in etrafında çok az sayıda asker kaldı. Kur’ân-ı Kerîm’de bozgunun sebebi olarak müslümanların sayı bakımından kendilerini üstün görmesine, dolayısıyla Allah’a tevekkülün tam mânasıyla gerçekleşmemiş olmasına dikkat çekilmiş, fakat yaşanan acı tecrübeden sonra Allah’ın mânevî desteğiyle zaferin kazanıldığı ifade edilmiştir (et-Tevbe 9/25-26). Dağılan ordu Resûlullah’ın uyarısı, cesur ve kararlı müdahalesiyle kısa zamanda toparlandı ve şiddetli bir savaştan sonra zafere ulaşıldı. Hevâzinliler’in büyük bir kısmı kumandanlarıyla birlikte Tâif’e, bir kısmı da Evtâs’a sığındı, geri kalanlar ise Nahle’ye kaçtı. Böylece bedevî Arapların müslümanlara karşı mücadelelerinin son zirvesini teşkil eden bu savaş da müslümanların zaferiyle sonuçlanmış oldu.
Bu savaşta dört müslümanın şehid olduğu, düşman askerinden de meşhur şair ve cengâver Düreyd b. Simne’nin de aralarında bulunduğu 70 kişinin öldüğü rivayet edilmektedir. Hz. Peygamber ashabına çocuk, kadın, hizmetçi ve kölelerin öldürülmemesini emretmiş ve o gün öldürülen bir kadına çok üzülmüştü.
Yenilginin ardından kaçan Hevâzinliler’in büyük kısmı kumandanları Mâlik ile birlikte Tâif’e, bir kısmı da Evtâs’a sığındı; geri kalanlar ise Nahle’ye yöneldiler. Rasûl-i Ekrem savaşın ertesi günü kendisi Tâif üzerine yürürken Evtâs ve Nahle’ye de birer birlik gönderdi. Nahle’ye gönderilen birlik kaçanların dağa çıkmaları üzerine takipten vazgeçerek geri döndü. Evtâs’a gönderilen Ebû Âmir el-Eş‘arî kumandasındaki birlik ise burada Hevâzinlilierle yaptığı savaşı kazandı. Ancak Ebû Âmir şehid düştü. Kumandayı alan Ebû Mûsâ el-Eş‘arî ele geçirdiği esirlerle ganimetleri Hz. Peygamber’in talimatı gereği Huneyn Gazvesi’nde elde edilen ganimetlerin toplandığı Ci‘râne’ye getirdi.

3 Ağustos 2024 Cumartesi

YAHUDİLERİN İHANETİ, BENİ KUREYZA, GAZVESİ

https://www.youtube.com/live/tBcB11HGAdM?si=X4_xFNw7L77ce5Bp
YAHUDİLERİN İHANETİ, BENİ KUREYZA GAZVESİ
Benî Kurayza, Medîne’nin güneydoğu tarafına doğru uzanan ovalık bölgede utum adı verilen kalelerde yaşamaktaydı. Geçimini tarım ve ticaretle sağlayan kabilenin, Benî Nadir’le de akrabalık bağı bulunmaktaydı. Benî Kurayza, Benî Nadir ile birlikte Evs kabilesinin müttefiki olup Medîne sözleşmesine de Evs kabîlesinin müttefiki olarak katılmışlardı.
Anlaşmalarına sadık kalmadıkları ve Hz. Peygamber’e ihanet ettikleri gerekçesiyle Benî Kaynukâ ve Benî Nadîr’in sürgün edilmesinden sonra Medîne’de Benî Kurayza yahudileri kalmıştı. Medine sözleşmesine göre Benî Kurayza’nın şehrin savunmasına katılması gerektiği halde Hendek Gazvesi sırasında bu şartı ihlâl etmiş ve sürgünden sonra Hayber’e yerleşen Benî Nadîr’in reisi Huyey b. Ahtab’ın etkisiyle onlarla ittifak kurmuştu. Halbuki Hz. Peygamber kendisiyle anlaşmalı oldukları için Hendek Gazvesi sırasında Benî Kurayza’nın ikamet ettiği tarafa hendek kazdırmamış, ayrıca hendek kazımında kullanılmak üzere kazma, kürek gibi malzemelerin bir kısmı Benî Kurayza’dan temin edilmişti.
Benî Kurayza’nın ihanetine uğrayan Hz. Peygamber onların Medîne’ye ani bir baskın düzenleme ihtimaline karşı gözdağı vermek amacıyla Seleme b. Eslem el-Eşhelî komutasında 200 ve Zeyd b. Hârise komutasında 300 kişiden oluşan birlikler gönderdi. Hendek Gazvesi’nin en kritik anında Benî Kurayza’nın ihanet etmesi müslümanları zor durumda bırakmıştı. Bu sırada Gatafan kabilesi ileri gelenlerinden Nu’aym b. Mes‘ûd’un müslüman olup Hz. Peygamber’in isteği doğrultusunda Benî Kurayza ve müttefiklerini birbirine düşürmesi ve Hendek Gazvesi’nin sona ermesiyle tehlike atlatılmış oldu.
Kaynaklarda yer alan rivâyetlere göre Hz. Peygamber Hendek Gazvesi’nden sonra evine döndüğünde öğle vakti gelen vahiy üzerine Bilâl-i Habeşî’yi çağırarak ashâbına ikindi namazını Benî Kurayza topraklarında kılmalarını duyurmasını emretti. Ardından zırhını giyip silahlarını kuşanarak atına bindi. Sancağı Hz. Ali’ye vererek öncü birliklerle gönderdi. Kendisi de Medîne’de Abdullah b. Ümmü Mektûm’u vekil bırakıp etrafında süvari ve piyade birlikleri olduğu halde sefere çıktı (23 Zilkâde 5/15 Nisan 627).
Muhtelif zamanlarda hareket eden birliklerden bir kısmı yolda ilerlerken ikindi namazı vaktinin girmesi üzerine namazın Benî Kurayza topraklarına varmadan kılınıp kılınmayacağı ve bunun Hz. Peygamber’in emrine muhalefet olup olmayacağı hususunda ihtilafa düştüler. İkindi namazını bir kısmı yolda vaktinde kılarken bir kısmı da yatsı namazına doğru Benî Kurayza topraklarına ulaşıp orada kıldı. Durum Hz. Peygamber’e arzedilince onun herhangi bir tarafı tenkit etmediği görüldü ve böylece her iki türlü davranışın da uygun olduğu anlaşıldı.
Hz. Peygamber’den önce Benî Kurayza kaleleri önüne varmış olan Hz. Ali burada yahudilerin Hz. Peygamber ve hanımları hakkında çok kötü sözler söylediklerini duydu. Bunları duyup üzüleceğini düşündüğü için Hz. Peygamber’den onların bulunduğu yere yaklaşmamasını istedi. Rasûlullah Hz. Musa’nın daha ağır durumlarla karşılaştığını hatırlattı ve kendisini görmeleri halinde Benî Kurayza’nın hiçbir şey söyleyemeyeceğini ifade ederek onların kalelerine kadar ilerledi. Hz. Peygamber buradan yahudi ileri gelenlerine teker teker seslenerek onları müslüman olmaya davet etti. Olumsuz cevap vermeleri üzerine Allah ve resûlünün emrine boyun eğip kalelerinden inmelerini ve teslim olmalarını istedi. Bu teklifi de kabul edilmeyince çatışma başlamış oldu. Benî Kurayza on beş veya yirmi beş gün boyunca kuşatıldı ve bu arada karşılıklı olarak şiddetli ok ve taş atışları yaşandı. Müslümanlar 3000 savaşçı ve 36 süvariden oluşurken Benî Kurayza savaşçıları, reisleri Ka‘b b. Esed ve müttefiki Huyey b. Ahtab komutasında 600-700 civarında idiler. Benî Kurayza’dan savaşanların sayısı hususunda 400, 800 ve 900 rakamları da zikredilmektedir. Bu arada münafıklar Benî Kurayza’ya giderek onları müslümanlara teslim olmamaya çağırıyor, direnmeye devam etmeleri halinde kendilerine yardımda bulunacaklarına söz veriyorlardı. Kuşatma dolayısıyla çaresiz kalan ve münafıkların vaadettiği yardımın gelmediğini gören yahudiler Hz. Peygamberle müzakerelerde bulunmaya karar verdiler. Benî Nadîr’in şartlarıyla, yani mal ve silahlarını bırakıp birer deve yükü eşya ile Medine’den ayrılmayı önerdiler. İki yıl önce müsamaha gösterip Medine’den ayrılmak üzere serbest bıraktığı Benî Nadîr’in Hendek Gazvesi sırasında kendisine karşı düşman saflarında yer aldığını görmüş olan Hz. Peygamber bu teklifi kabul etmedi ve sadece kayıtsız şartsız teslim olabileceklerini söyledi. Benî Kurayza Hz. Peygamber’den kendilerinin müttefiki olan Evs kabilesine mensup Ebû Lübâbe b. Abdülmünzir’i bazı konuları görüşmek üzere yanlarına göndermesini istediler. Ebû Lübâbe’den kendilerini bu durumdan kurtarmasını isteyen yahudiler görüşme sırasında ona Hz. Peygamber’in kendilerine ne yapacağını sordular. Ebû Lübâbe eliyle boğazını işaret ederek öldürüleceklerini ima etti. Ancak kısa bir süre sonra bu şekilde davranmakla Allah’a ve resûlüne ihanet ettiğini düşündü ve çok pişman oldu. Mescid-i Nebevî’ye giderek kendisini direğe bağladı ve Allah tarafından affedilip ipleri bizzat Hz. Peygamber tarafından çözülünceye kadar zaruri ihtiyaçlarını karşılama amacı dışında günlerce direğe bağlı kaldı. Tevbesi kabul edilen (el-Enfâl 8/27 veya et-Tevbe 9/102) Ebû Lübâbe bundan dolayı duyduğu sevinçle mallarının tamamını sadaka olarak dağıtmak istemiş, ancak Hz. Peygamberin tavsiyesi üzerine üçte birini infak etmiştir.
Muhasara dolayısıyla çaresiz kalan Benî Kurayza Hz. Peygamber’in vereceği hükme razı olarak kalelerinden indiler ve teslim oldular. Bu arada daha önce Hazrec kabilesinden Abdullah b. Übey b. Selûl’ün, müttefik Benî Kaynukâ yahudileri için aracı olup onları ölüm cezasından kurtardığını dikkate alarak Evs’liler de Hz. Peygamber’e gelip ondan müttefikleri Benî Kurayza’ya iyi davranılmasını istediler. Bunun üzerine Benî Kurayza hakkında hüküm vermek üzere onların teklifiyle Evs kabilesinden Sa‘d b. Mu‘âz’ın hakem olarak tayin edilmesi kararlaştırıldı. Hendek Gazvesi sırasında yaralandığı için Medine’de bir çadırda tedavi görmekte olan Sa‘d b. Mu‘âz Hz. Peygamber’in bulunduğu yere getirilirken Evsliler ona sürekli müttefik Benî Kurayza lehine hüküm vermesini telkin etmekte idiler. Sa‘d kendisinin vereceği hükme razı olacaklarına dair hem Evsliler ve Benî Kurayza’dan hem de Hz. Peygamber’den söz aldıktan sonra kararını açıkladı. Savaşabilecek yaşta bulunan erkekler öldürülecek, kadın ve çocuklar esir alınacak, mallar müslümanlar arasında taksim edilecekti. Hz. Peygamber Sa‘d’ın Allah’ın hükmüyle hükmettiğini belirtti ve isabet ettiğini söyleyerek tasdik etti. Nitekim Sa‘d’ın bu kararının Tevrat’a (Tesniye, XX/10-15) uygun olduğu, Kur’ân’da da (el-Mâide 5/33-34) Allah ve resûlüne savaş açan ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlara verilecek cezalar arasında böyle bir hükmün bulunduğu görülmektedir.
Benî Kurayza esirleri belirli yerlerde bekletilirken ele geçirilen ganimetler de bir araya toplandı. Benî Kurayza’dan ganimet olarak 1500 kılıç, 300 zırh, 2000 mızrak ve 1500 kalkan ele geçirildiği nakledilmektedir Daha sonra hendekler kazılarak ölüme mahkum edilenlerin cezaları infaz edildi. Kadınlardan sadece, Benî Kurayza’lı kocasının isteği üzerine bir değirmen taşı yuvarlayarak sahabîlerden Hallâd b. Süveyd’in ölümüne sebebiyet veren Benî Nadîr’e mensup Nübâte isimli kadın öldürülmüştür. Hz. Peygamber’in emri üzerine Benî Kurayza’dan ölüm cezası verilenlerin Tevrat okumalarına müsaade edilmiş, kendilerine yiyecek ve içecek verilip ölüm cezasının serin ortamda uygulanmasına dikkat edilmiştir.
Sayıları 1000 civarında olduğu kaydedilen esir kadın ve çocuklardan bir kısmı serbest bırakıldı. Bir kısmı sahabîlere verildi; bir kısmı da satılarak geliri cihad için at ve silah alımında kullanıldı. Bu arada Hz. Peygamber henüz bulüğ çağına ermemiş çocukların annelerinden ayrılmamasını, öksüzlerin de müşriklere veya yahudilere değil, sadece müslümanlara satılmasını istedi. Ganimetten humus ayrıldıktan sonra kalan beşte dörtlük kısmı savaşanlara dağıtıldı. Benî Kurayza’ya ait topraklar ve hurmalıklar bölüştürüldü. Ganimet mallarından piyadelere bir hisse, süvarilere de ikişer hisse verildi. Hz. Peygamber gazveye katılmış olan kadınlara da bazı hediyeler verdi. Değirmen taşıyla şehid edilen Hallâd b. Süveyd ile muhasara sırasında eceliyle ölen Ebû Sinân b. Mıhsan’a birer hisse ayrıldı.
Benî Kurayza Gazvesi’nde kuşatma sırasında birkaç kişi müslüman olmuştur. Hz. Peygamber esirler arasında bulunan Reyhâne bint Zeyd b. Amr’la onun müslümanlığı kabul etmesinden sonra evlenmiştir. Ahzâb sûresinin 26-27. âyetlerinin Benî Kurayza Gazvesi’ne işaret ettiği kabul edilmektedir

VEDA HACCI,VE, VEDA HUTBESİ

https://www.youtube.com/live/bG5SEhxt-Iw?si=EbRdAMVBpGdu6tn0 VEDA HACCI,VE, VEDA HUTBESİ Resûl-i Ekrem’in ramazan aylarında her gece Cebrâil...