Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

4 Ağustos 2024 Pazar

TAİF, KUŞATMASI

TAİF, KUŞATMASI
Huneyn Savaşı müslümanlar tarafından kazanılmışsa da savaştan kaçanlar İslâm karşıtı başka kabilelerle birleşerek yeni bir tehlike arzetmeye başlamıştı. Bunların başında Tâifliler geliyordu. Tâif halkı İslâm’a karşı olan tavrını zaman zaman küstahlığa varacak şekilde ortaya koymuştu. Hz. Peygamber’i ve müslümanları hicveden şairler, İslâmiyet aleyhine tertip kurmaya çalışanlar başları sıkıştıkça Tâif’e kaçıp sığınıyordu. Dolayısıyla Tâif düşmanın bir yığınak yeri haline gelmişti. Nitekim Evtâs’ta yenilgiye uğrayan Hevâzinliler de buraya sığınmışlardı. Rasûlullah Huneyn Savaşı’nın hemen ardından kendisinin başında bulunduğu bir askerî güçle Tâif üzerine yürümeye karar verdi. Hâlid b. Velîd kumandasında 1.000 kişilik bir öncü kuvvetin ardınadn Tâif’e gelen Hz. Peygamber kalelere sığınan Sakîfliler ve diğer Hevâzinliler’i bir ay kadar muhasara etti. Tâifliler kalelerinde bulundukları için, açıktan hücûm eden müslümanları sürekli ok yağmuruna tutma avantajını kullanarak güçlü bir savunma yapıyorlardı. Çeşitli strateji ve taktiğin uygulandığı bu kuşatmada müslümanlar mancınık ve debbâbe gibi askerî malzemelerden yararlanmışlardır. Rasûlullah, Tâifliler’in bir yıl yetecek kadar erzak depoladıklarının anlaşılması ve haram ayının yaklaşması üzerine muhasarayı kaldırdı ve ganimetlerin toplandığı Ci‘râne’ye geldi. Tâif kuşatmasında müslümanlar 12 şehid vermiş, öldürülen düşman sayısı ise 3 kişi olarak zikredilmiştir.
Ci’râne’de Ganimetlerin Taksimi
Hz. Peygamber Tâif’ten sonra esirlerin ve ganimetlerin bekletildiği Ci‘râne’ye döndü. Esirlerin sayısı kadın ve çocuklar dahil 6.000 kişi idi. Ganimetler arasında 24.000’den fazla deve, 40.000’den fazla koyun, 4.000 ukıyye gümüş bulunmaktaydı. Elbise ihtiyacı bulunan esirlere elbise giydirilmesini emreden Hz. Peygamber ganimetlerin dağılımını hemen yapmaksızın bir süre bekledi. Niyeti müslüman olarak kendisine başvuracak Hevâzinlilere bu ganimetleri iade etmekti. Fakat Hevâzin heyeti geç kalınca bazı münafıklarla İslâmî bir şuura sahip olmayan yeni müslüman olmuş bir kısım bedevîler ganimetleri hemen dağıtması için Hz. Peygamber’i incitecek şekilde ısrarda bulundular.
Hz. Peygamber Tâif’ten sonra esirlerin ve ganimetlerin bekletildiği Ci‘râne’ye döndü. Esirlerin sayısı kadın ve çocuklar dahil 6.000 kişi idi. Ganimetler arasında 24.000’den fazla deve, 40.000’den fazla koyun, 4.000 ukıyye gümüş bulunmaktaydı. Elbise ihtiyacı bulunan esirlere elbise giydirilmesini emreden Hz. Peygamber ganimetlerin dağılımını hemen yapmaksızın bir süre bekledi. Niyeti müslüman olarak kendisine başvuracak Hevâzinlilere bu ganimetleri iade etmekti. Fakat Hevâzin heyeti geç kalınca bazı münafıklarla İslâmî bir şuura sahip olmayan yeni müslüman olmuş bir kısım bedevîler ganimetleri hemen dağıtması için Hz. Peygamber’i incitecek şekilde ısrarda bulundular.
Hz. Peygamber ganimetten beytülmâl hissesi olarak beşte birini (humus) ayırdıktan sonra geri kalan esir ve ganimetleri bölüştürdü. Mekke’nin fethinden sonra müslüman olmak için dört ay süre isteyen ve kaynaklarda “müellefe-i kulûb” diye anılan bazı Kureyşliler’e gönüllerini İslâm’a ısındırmak için daha fazla hisse verdi. Ganimetlerin taksiminden sonra Hevâzinliler’den gelen bir heyet müslüman olduklarını söyleyerek esirlerin ve mallarının kendilerine iade edilmesini istedi. Hz. Peygamber kendilerine ganimet taksiminden önce bir süre beklediğini hatırlatarak bu aşamada isteklerini yerine getirmenin zor olduğunu ifade etti ve esirleriyle malları arasında tercih yapmalarını söyledi. Onlar esirlerini tercih edince ashabın rızasını alarak isteklerini yerine getirdi. Bedevîlerden bazı müslümanlar ellerindeki esirleri vermek istemedilerse de Rasûl-i Ekrem kazanılacak ilk zaferde daha fazla hisse vereceği vaadiyle onları ikna etti. Bu arada Rasûl-i Ekrem’in müellefe-i kulûba fazla hisse vermesi, onun Kureyşliler’e iltimas yaptığı, hatta Mekke’de kalıp ensarı terkedeceği yolunda bazı söylentilere sebep oldu. Bunun üzerine ensarı toplayan Hz. Peygamber müellefe-i kulûba niçin fazla hisse verdiğini anlattı, ayrıca ensarın faziletini dile getirerek daima onlarla birlikte olacağını söyledi, kendilerine ve çocuklarına dua etti. Bunun üzerine yaptıkları dedikodudan dolayı pişman olan ensar üzüntülerini dile getirip kendisinden razı olduklarını söylediler.
Ci‘râne’de iki hafta kalan Rasûlullah ganimet taksiminden sonra burada ihrama girip Mekke’ye gitmiş; umreden sonra da Medine’ye dönmüştür.
Hz. Peygamber, Huneyn yenilgisinden sonra Tâif’e kaçmak zorunda kalan Hevâzin ordusu kumandanı Mâlik b. Avf’ın ev halkı ve mallarının Ümmü Abdullah bint Ebû Ümeyye’nin yanında bir müddet tutulmasını istemiş ve Mâlik’e haber göndererek müslüman olduğu takdirde ailesini ve mallarını geri vereceğini, ayrıca 100 deve ihsan edeceğini bildirmişti. Bunun üzerine Mâlik b. Avf Hz. Peygamber’in yanına gelerek İslâm’ı kabul edince vaad edilenler kendisine verildi. Mâlik b. Avf’ı müellefe-i kulûba dahil eden Rasûlullah onu kendi kabilesi ile Tâif ve çevresinde oturan bazı kabilelere âmil tayin etti. Sakîflilerin 9 (631) yılında Medine’ye gelerek müslüman olmalarında Mâlik b. Avf’ın önemli katkısı olmuştur.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

VEDA HACCI,VE, VEDA HUTBESİ

https://www.youtube.com/live/bG5SEhxt-Iw?si=EbRdAMVBpGdu6tn0 VEDA HACCI,VE, VEDA HUTBESİ Resûl-i Ekrem’in ramazan aylarında her gece Cebrâil...